Linktera Yönetici Ortağı Evren Coşkun ile Fintechtime Şubat 2026 sayısı için gerçekleştirdiğimiz röportaj yayında.

“Finansal teknolojiler ekosistemi, hız ve kullanıcı deneyimi odaklı rekabetten; mimari derinlik, regülasyon uyumu ve sürdürülebilirlik ekseninde şekillenen yeni bir evreye giriyor. Artık kurumlar için fark yaratan unsur, yalnızca bir ödeme ekranı sunmak değil; bu ekranın arkasında ölçeklenebilir ve güvenli bir finansal yaşam döngüsü kurabilmek.

Danışmanlık birikimini ürünleşme vizyonuyla birleştiren Linktera, geliştirdiği Payify platformu ile bu dönüşümün altyapı tarafında konumlanıyor. Linktera Yönetici Ortağı Evren Coşkun ile Payify’ın mimari yaklaşımını, gömülü finans senaryolarını ve 2026 vizyonunu konuştuk.”

Evren Bey, röportajımıza Payify’ın hikayesiyle başlayalım. Linktera’nın güçlü mühendislik kaslarından doğan Payify, sektördeki hangi temel ihtiyaca yanıt olarak ortaya çıktı? Bugün geldiğimiz noktada Payify’ı teknik ve fonksiyonel olarak nasıl tanımlarsınız; bu platform kimlere hitap ediyor ve kullanıcılarına hangi kapıları açıyor?

Payify, tek bir ürün fikrinden değil; Linktera’nın yıllar içinde finans ekosisteminde edindiği, regülasyonla sınanmış, ölçek sorunlarıyla yüzleşmiş ve gerçek projelerden beslenen çok katmanlı mühendislik deneyiminden doğdu.

Finansal ekosistemde gözlemlediğimiz temel ihtiyaç; ödeme ve e-para çözümlerinin yalnızca fonksiyonel değil, aynı zamanda regülasyonla uyumlu, operasyonel olarak yönetilebilir ve ölçeklenebilir bir bütün olarak ele alınmasıydı. Kurumlar güçlü bir kullanıcı deneyimi hedeflerken, bu katmanlar doğru kurgulanmadığında uzun vadeli değer üretmek zorlaşıyordu.

Bu süreçte net olarak gözlemlediğimiz temel ihtiyaç şuydu:
Kurumlar ödeme aracılığı veya e-para lisansı almak istiyor; aynı zamanda güçlü bir kullanıcı deneyimi sunmayı hedefliyor. Ancak işin arka planındaki regülasyon uyumu, operasyonel süreçler, güvenlik ve ölçeklenebilirlik doğru kurgulanmadığında, bu yapılar uzun vadede sürdürülebilirlik açısından ciddi riskler barındırıyor.

Payify’ı tam da bu noktada, yalnızca bir arayüz ya da ödeme ürünü olarak değil; finansal servislerin güvenli, regülasyonla uyumlu ve ölçeklenebilir şekilde inşa edilebileceği bir altyapı platformu olarak konumlandırdık.

Bugün Payify’ı; e-para, ödeme hizmetleri ve gömülü finans senaryoları için tasarlanmış, modüler, mikro servis tabanlı ve yüksek entegrasyon kabiliyetine sahip bir teknoloji platformu olarak tanımlıyoruz. Bu yapı sayesinde hem hızlı hayata geçme ihtiyacını karşılıyor hem de kurumların büyüme sürecinde karşılaşabileceği teknik ve operasyonel zorlukları en baştan minimize ediyoruz

Fintech girişimlerinden perakende devlerine, dijital platformlardan kurumsal yapılara kadar; kendi finansal ekosistemini oluşturmak isteyen tüm oyuncular için Payify, “hızlı ama sağlam” bir zemin sunuyor. Kullanıcılarına yalnızca bir ürün değil; ölçeklenebilir, regülasyonla uyumlu ve uzun vadede değer üreten bir iş modeli kurma imkanı sağlıyor.

Linktera’nın genel vizyonunda Payify, ‘danışmanlık bilgisinin ürüne dönüşmüş hali’ olarak tanımlanıyor. Son dönemde fintek sektöründe duyurduğunuz iş birliklerinde ise Payify’ı sadece bir teknoloji ürünü olarak değil, uçtan uca bir ‘altyapı çözüm ortağı’ olarak görüyoruz. Sektörde birçok cüzdan ve ödeme altyapısı varken, markaların Payify ile masaya oturduğu o ‘karar anında’ ibreyi size çeviren temel faktör nedir? ‘Teknoloji tedarikçisi’ ile ‘stratejik ortak’ arasındaki çizgiyi nerede çekiyorsunuz?

Payify’ı farklı kılan en temel unsur, arkasında yalnızca güçlü yazılım ekiplerinin değil; regülasyon, operasyon ve iş modeli danışmanlığı kaslarının da bulunması. Bu nedenle kurumlarla masaya oturduğumuzda, konuşma hiçbir zaman yalnızca ‘hangi modülü kullanalım?’ seviyesinde kalmıyor. Asıl odak noktamız; ‘Bu iş modelini nasıl ölçekleriz, hangi alanlarda risk alırız, nerede sadeleşerek sürdürülebilirliği güçlendiririz?’ sorularına birlikte yanıt üretmek oluyor.

Bizim için teknoloji tedarikçisi ile stratejik ortak arasındaki çizgi tam da burada başlıyor. Payify, yalnızca bir yazılım sağlayıcısı değil; kurulumdan canlıya geçişe, lisanslama ve regülasyon süreçlerinden operasyonel yönetime kadar uçtan uca sorumluluk alan bir altyapı çözüm ortağı olarak konumlanıyor.

Sektörde birçok cüzdan ve ödeme altyapısı varken, kurumların karar anında ibreyi Payify’a çevirmesinin temel nedeni de bu bütünsel yaklaşım. Kurumlar, yalnızca çalışan bir teknoloji değil; büyüme yolculuklarında birlikte düşünen, riskleri öngören ve uzun vadeli değer üreten bir iş ortağı arıyor. Payify tam olarak bu ihtiyaca karşılık veriyor.

İş birliklerinizde sıkça ‘ölçeklenebilir mimari’ ve ‘operasyonel verimlilik’ vurgusu yapılıyor. Özellikle lisanslama sürecinden ürünü pazara sunma aşamasına kadar verdiğiniz destek kritik. Bir girişimin veya kurumun, kendi ekipleriyle yıllar sürecek bir geliştirmeyi Payify ile ne kadar sürede ve hangi operasyonel yükleri üzerlerinden atarak hayata geçirebildiğini, somut bir dönüşüm hikayesi üzerinden anlatabilir misiniz?

Birçok kurum için e-para ya da ödeme altyapısı kurmak, yalnızca bir yazılım geliştirme süreci değil; regülasyon, operasyon ve organizasyonel dönüşümü kapsayan çok boyutlu bir yolculuk. Bu süreç iç kaynaklarla ele alındığında, çoğu zaman 12–18 ayı bulan, yüksek maliyetli ve ciddi operasyonel riskler içeren bir projeye dönüşebiliyor. Özellikle lisanslama, uyum, güvenlik ve operasyonel kurgu başlıkları, teknik geliştirme kadar hatta çoğu zaman ondan daha fazla zaman ve efor gerektiriyor.

Payify ile bu tabloyu kökten değiştiriyoruz. Kapsam ve regülasyon ihtiyaçlarına bağlı olarak, lisanslama sürecinden ürünün canlı ortama alınmasına kadar olan yolculuğu birkaç ay içerisinde hayata geçirilebilir bir yapıya dönüştürüyoruz. Bu süreçte kurumların üzerinden;

  • Regülasyonların doğru yorumlanması ve uygulanması yükünü,
  • PCI DSS başta olmak üzere güvenlik ve operasyonel mimarinin kurulması sorumluluğunu,
  • Yüksek hacimli ve ölçeklenebilir senaryolar için en baştan yapılan karmaşık altyapı yatırımlarını alıyoruz.

Somut dönüşüm hikayelerinde net olarak şunu görüyoruz: Kendi ekipleriyle yıllara yayılacak geliştirme planları yapan kurumlar, Payify sayesinde ürünü çok daha erken pazara sunabiliyor. Bu yalnızca bir zaman kazanımı değil; aynı zamanda teknik borç oluşturmadan, regülasyonla uyumlu ve büyümeye hazır bir mimariyle yola çıkmak anlamına geliyor.

Sonuç olarak kurumlar, mühendislik ve operasyon kaynaklarını altyapıyı ayakta tutmaya değil; müşteri deneyimi, iş modeli tasarımı ve gelir yaratan alanlara odaklayabiliyor. Bu yaklaşım da Payify’ı yalnızca bir teknoloji tercihi olmaktan çıkarıp, doğrudan rekabet avantajı yaratan stratejik bir kaldıraç haline getiriyor

Web sitenizi ve ürün yapınızı incelediğimizde; Sanal POS’tan Dijital Cüzdan’a, Fatura Ödemeden QR kod entegrasyonlarına kadar geniş bir modül seti görüyoruz. Payify’ın en önemli farkının ‘mikro servis mimarisi tabanlı özelleştirilebilir yapı’ olduğu sıkça vurgulanıyor. Bu teknik mimari, iş ortaklarınıza pratikte nasıl bir esneklik sağlıyor? Örneğin perakende kökenli bir markanın sadakat odaklı cüzdan ihtiyacıyla, bir fintek girişiminin ihtiyaçlarını aynı altyapıda nasıl ayrıştırıyorsunuz?

Payify’ın mikro servis tabanlı mimarisi, iş ortaklarına teknik bir kavramdan ziyade iş modeli bazlı bir esneklik sunuyor. Altyapıyı tek tip bir ürün olarak değil; farklı ihtiyaçlara göre ayrıştırılabilen ve yeniden kurgulanabilen bir yapı olarak ele alıyoruz.

Bu yaklaşım sayesinde aynı çekirdek altyapı üzerinde, farklı iş modelleri için farklı servis setleri devreye alınabiliyor. Kurumlar, yalnızca kendi yol haritalarına hizmet eden fonksiyonları kullanıyor; ihtiyaç duymadıkları bileşenler ise sürecin dışında kalıyor. İş modeli değiştiğinde ya da yeni bir kanal eklendiğinde, mevcut yapıyı bozmak yerine ilgili servisleri devreye almak yeterli oluyor.

Bu ayrıştırma, hem pazara çıkış süresini kısaltıyor hem de büyüme aşamasında operasyonel ve teknik karmaşıklığın kontrol altında tutulmasını sağlıyor. Sonuç olarak Payify, kurumlara bugünkü ihtiyaçlarını karşılayan bir altyapının ötesinde; büyüdükçe güçlenen, değiştikçe uyum sağlayan ve stratejik kararları teknik kısıtlar nedeniyle erteletmeyen bir finansal omurga sunuyor.

Ödeme sistemleri dünyasında ‘Gömülü Finans’ kavramı artık rüştünü ispatladı. Payify, finans dışı kurumların (retailer, e-ticaret, lojistik vb.) kendi finansal ekosistemlerini yaratmalarında nasıl bir rol üstleniyor? Söz konusu markalar için Payify, sadece ödeme alan bir arayüz mü, yoksa müşteri sadakatini ve geliri artıran bir ‘büyüme motoru’ mu? Buradaki katma değeri nasıl tanımlarsınız?

Gömülü finans bugün artık bir trend değil; rekabetin yeni zemini. Payify, finans dışı kurumlara yalnızca ödeme alma kabiliyeti kazandıran bir arayüz değil; kendi finansal ekosistemlerini hızlı, güvenli ve ölçeklenebilir biçimde kurmalarını sağlayan stratejik bir platform olarak konumlanıyor. Amacımız, finansal fonksiyonları ana işin yanına eklenen bir eklenti olmaktan çıkarıp, iş modelinin doğal bir parçası haline getirmek.

Payify’ı tekil entegrasyonlar sunan bir ürün olarak değil; farklı iş modellerinde tekrar edilebilir ve sürdürülebilir gömülü finans (embedded finance) senaryolarını mümkün kılan bir altyapı olarak ele alıyoruz. Kurumlar, ödeme, cüzdan, kampanya ve sadakat kurgularını aynı çekirdek altyapı üzerinde, kendi müşteri yolculukları ve iş hedefleri doğrultusunda esnek biçimde şekillendirebiliyor.

Payify’ın katma değeri, teknolojiyi tek başına sunmamasından geliyor. Platform; bu senaryoların regülasyonla uyumlu, operasyonel olarak yönetilebilir ve uzun vadede ölçeklenebilir şekilde hayata geçirilmesini sağlayan bilgi birikimini de içinde barındırıyor. Böylece finansal fonksiyonlar, operasyonel bir yük olmaktan çıkıp; müşteri bağlılığını artıran ve doğrudan gelir üreten bir büyüme motoruna dönüşüyor.

Özetle Payify, finans dışı kurumlar için yalnızca “ödeme alan” bir yapı değil; bugünün rekabet koşullarında fark yaratan ve yarının iş modellerine zemin hazırlayan güçlü bir embedded finance altyapısı sunuyor.

Fintek dünyasının en hassas noktası kuşkusuz güvenlik ve regülasyon uyumu. Linktera’nın ‘RegTech’ alanındaki deneyimi biliniyor. Payify tarafında PCI-DSS uyumluluğu ve TCMB/MASAK regülasyonlarına uyum süreçlerinde iş ortaklarınıza nasıl bir ‘kalkan’ sağlıyorsunuz? Hız ile güvenlik arasındaki o hassas dengeyi nasıl kuruyorsunuz?

Linktera’nın RegTech alanındaki deneyimi, Payify’ın en önemli ayırt edici güçlerinden biri ve iş ortaklarımız için ciddi bir koruma katmanı oluşturuyor. PCI-DSS, TCMB ve MASAK uyumluluğu Payify tarafında sonradan eklenen kontrol listeleri ya da proje bazlı gereklilikler değil; en baştan mimarinin içine gömülmüş, platformun doğal bir parçası olarak ele alınıyor. Bu sayede kurumlar, regülasyon yükünü tek başlarına taşımak zorunda kalmadan pazara çıkabiliyor.

Hız ile güvenlik arasındaki dengeyi ise “ya biri ya diğeri” şeklinde değil, birlikte tasarlanması gereken iki unsur olarak görüyoruz. Otomasyonla desteklenen uyum süreçleri, net sorumluluk alanları ve ölçeklenebilir bir güvenlik mimarisi sayesinde; ürünlerin hızlıca hayata geçirilmesini sağlarken, regülasyon ve güvenlikten ödün verilmesinin önüne geçiyoruz.

Sonuçta Payify, iş ortaklarına yalnızca hızlı bir lansman imkanı değil; büyüdükçe güvenlik ve uyum açısından güçlenen, sürdürülebilir bir finansal altyapı sunuyor.

Linktera’nın 2026 stratejilerine baktığımızda ‘agresif yayılma değil, ürün yetkinliklerini derinleştirme’ hedefi dikkat çekiyor. Bu derinleşme stratejisi kapsamında, Payify’ın yol haritasında 2026 özelinde hangi yeni özellikler veya entegrasyonlar var?

Payify’ı, Türkiye elektronik para ve ödeme sistemleri pazarına adım attığımız günden bu yana yalnızca bir teknoloji ürünü olarak değil; teknik yetkinlik, mevzuata uyum ve operasyonel olgunluğu birlikte sunan bir ödeme teknolojileri platformu olarak ele alıyoruz. Bu yaklaşım, 2026 stratejimizin de temelini oluşturuyor.

Agresif bir yayılma yerine; ürün yetkinliklerini derinleştiren, regülasyonla uyumlu ve uzun vadede değer üreten bir büyüme modeli benimsiyoruz. Önceliğimiz, Payify kullanan kurumların mevcut altyapılarını daha güvenli, daha öngörülebilir ve daha verimli hale getirmek.

Bu kapsamda 2026 yol haritamızda; yapay zeka destekli fraud önleme mekanizmaları ve işlem davranışlarını analiz eden gelişmiş risk skorlamaları yer alıyor. Tüm bu yetkinlikleri, regülasyonla uyumlu ve operasyonel olarak yönetilebilir bir çerçevede sunmak bizim için kritik bir öncelik.

Özetle Payify’ın 2026 odağı; yeni pazarlara hızla açılmaktan ziyade, mevcut iş ortaklarının daha güvenli ve sürdürülebilir finansal ürünler geliştirebileceği bir altyapıyı derinleştirmek. Bu yaklaşım, Payify’ı kurumlar için öngörülebilir ve sağlam bir teknoloji ortağı haline getiriyor.

Ödeme sistemleri artık ‘görünmez’ olma yolunda ilerliyor. Linktera Yönetici Ortağı olarak; 2026 ve sonrasında kendi ödeme ekosistemini kurmak isteyen şirketlere vereceğiniz en temel tavsiye ne olurdu? Geleceğin kazananları teknolojiyi satın alanlar mı, yoksa onu doğru iş modeliyle birleştirenler mi olacak?

2026 ve sonrasında kendi ödeme ya da finansal ekosistemini kurmak isteyen şirketler için en temel tavsiye; teknolojiyi bir satın alma kalemi olarak değil, doğrudan iş modelinin ayrılmaz bir parçası olarak ele almaları olur. Türkiye gibi regülasyonun güçlü olduğu ve rekabetin hızla derinleştiği pazarlarda bu yaklaşım artık bir tercih değil, zorunluluk. Global ölçekte baktığımızda da başarılı örneklerin, farklı pazarlara uyum sağlayabilen, ölçeklenebilir ve esnek altyapılar üzerine inşa edildiğini görüyoruz.

Ödeme sistemleri giderek görünmez hale gelirken, farkı yaratan unsur arayüzler değil; bu arayüzlerin arkasındaki stratejik kurgu oluyor. Veriyi nasıl yönettiğiniz, müşteri temaslarını nasıl tasarladığınız ve bu yapıyı regülasyonla uyumlu şekilde nasıl ölçeklediğiniz, şirketler arasındaki ayrışmayı belirliyor.

Bu nedenle geleceğin kazananları, yalnızca en yeni teknolojiyi kullananlar değil; teknolojiyi doğru iş modeli, doğru pazar ve sürdürülebilir bir büyüme stratejisiyle birleştirebilen kurumlar olacak.

Payify için niceliksel büyümeden ziyade ‘etki odaklı’ ve ‘sürdürülebilir’ bir büyüme hedeflediğinizi biliyoruz. Vizyonu biraz daha genişletip 5 yıllık bir perspektiften bakarsak; Payify için belirlediğiniz ‘Kuzey Yıldızı’ neresi? Türkiye’den çıkan bölgesel bir güç olmak mı, yoksa global fintek liginde oyun kurucu bir ‘Unicorn’a dönüşmek mi? Bu hikayenin finalinde Payify’ı nerede görmeyi hayal ediyorsunuz?

Payify için Kuzey Yıldızı, niceliksel büyümeden çok; sektörde kalıcı etki yaratan ve standartları belirleyen bir altyapı platformu olmak. Amacımız, Türkiye’de edindiğimiz teknoloji ve operasyonel yetkinliği; önce bölgesel ölçekte değer üreten, ardından global pazarlarda referans gösterilen bir fintech altyapısına dönüştürmek.

Bu yolculukta odağımız, hızlı ve kontrolsüz bir genişleme değil; güvenilirlik, ölçeklenebilirlik ve sürdürülebilirlik ekseninde derinleşmek. Unicorn olmak bizim için başlı başına bir hedef değil; doğru iş modeli, sağlam teknoloji ve uzun vadeli değer üretimiyle doğal olarak ulaşılabilecek bir sonuç.

Finalde Payify’ı; yalnızca kullananların değil, sektörde karar vericilerin de referans aldığı; esnek mimarisi, regülasyonla uyumlu yapısı ve yarattığı etkiyle oyunun kurallarını belirleyen bir platform olarak görüyoruz. Bizim için başarı, büyüklükten çok etkiyle; yaygınlıktan çok kalıcılıkla ölçülüyor.

Contact Form

Please make sure to fill in all the required information so we can get back to you.

Contact Form

Please make sure to fill in all the required information so we can get back to you.

Contact Form

Please make sure to fill in all the required information so we can get back to you.